The Broken Circle Breakdown (2012)
Varolmanın yüce boşluğu,
içimden eksil,içimden sil,
ben ve o
sen ve kim,
bir olmadan biziz,içimiz derin,içimiz yol,içimiz
kimsesiz!
Ben kendimi duydum diyor kadın ve çok kaçık dünya diyor adam: birlikte olabilmek için çok dar,uzak olmak için az,bir olabilmek içinse anlamsız.Tam metin düşülecek gibi değil sadece görmek gerekir.İçinde, için için yanan varlığa bir çift gözle bir matem gerekir.
Bir adam müzik içinde müzik,bir kadın derisinden ruhuna kadın; aşk,ölüm,öfke gibi uzayan bir kelime bütününün kısa adı bir adam bir kadın ve amaçların anacı çocukları. Kimi seslerin nerede ve nasıl kesileceğini seçemediğimiz zamanların hikayesi. Adamın kadını çok sevdiği,kadının adama titrediği. Hep varmış ama hiç olmamış gibi. Hepimizin kendimizden çekildiği vakitlerin anımsandığı bir şarkı gibi. Evet gürültü; hiç bu kadar anlamlı olmamış gibi. Bir kadının hıçkırıklarından estiği ve kendinden uzakta bir ben olmuş gibi:
"Aslında hep biliyordum.Gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu.Uzun sürmeyeceğini, hayatın böyle olmadığını,cömert davranmadığını.Birini sevmemelisin,birine bağlanmamalısın: Hayat seni kıskanır!"
19 Eylül 2013 Perşembe
21 Eylül 2012 Cuma
"Ara"da-14

Dünyanın Tersine Yolculuk
Bir gölgede iki kadın. Kıvranışları, hakim duruşlarındaki yanılgı. Cinsiyetli kelimelerde kendilerini arayışlarının hıçkırıkları. İki aksak adımın gürültülü yankısı çınlıyor varlık içinde, yaşayışını tırmalıyor biri diğerinin: Yaşıyorsun benliğini “sanki yanında hep başka biri daha varmış gibi…”
Kadınların kaçışları esrarlıdır eğer ki yanmışsa canları ruhlarından ve arınmak bir düş ritmi ise eksilmeyen hıçkırıklarından, bir gökyüzünün tersine izlemeye başlar dünya ve onların ki Avustralya’da çizilir yüzlerindeki boşluklara. Aborjin esinli bir yolculuk tamda onların ifade ettiği gibi Düşzamanı’ dır. Kendine kırılmışların altı çizili öyküsü “Cennet Kayıp” yeryüzündeki aralara sığdırılmaya çalışılan bir varlık muhakemesi her gece yüzleşmek zorunda kaldığımız. “Kadınlar başka türlü uçarlar.” diyor Cees, kahramanların kanatları şimdilik saklı, sessizlikle aynı olabilmek için. Yahut kendinden çekilmek, dünya ile aramıza sıkışan kim olduğumuz mücadelesini tek heceli sözcüklerle vermek. Uzanıyor zaman çöl gibi gecede ve biz bir kadını daha duymazdan geliyoruz “ Benimle benim aramda, aşmayı öğrenmek zorunda olduğum bir boşluk oluştu.”
19 Temmuz 2012 Perşembe
"Ara"da-13
- Hep bir başkası olmayı hayal etmişimdir.
"Kendi" oluşumuzdan kaçışımıza kara bir seyir Bay Yalnız. İçimizdeki bizlere yıkıcı bir vurgu. Kendi olmanın rahatsızlığını duyumsayanlara bir sorgu. En önemlisi kendini aşmak isterken yine kendilerine düşenlere bir avuntu.
Çaresizliğimiz işaretleniyor her bir soluk harbinde. Kendimizi kendimize kusmuşluğumuzun ağır izlenimleri seriliyor; görmekten kaçınırken yüksek sesle duymak zorunda kaldığımız. Her birimiz bir diğerini yaşamayı daha anlamlı bulmuştur kendini yaşamaktansa. Kendi olma erdemini bir başka ruhta aralamış kimsesizliğini saklamıştır. Ancak en çok bilinenden çırpınan bir kaybolmuşluğun öyküsü yeni başlamıştır. Başkasını görmek kendini görmekten daha kolay ve kendi hayatının dışındakiler içindekilerden daha yakındır.
Öznenin yüklemlerle varoluşuna gönderme niteliğindeki yapım modern zamanların yalnızlığını kanatlandırıyor. Günümüzün karanlığı "başka"larında imgeleniyor.
- Ve unutmayın, en gerçekçi ruh başkasını oynayan insanların sahip olduğudur.
11 Temmuz 2012 Çarşamba
"Ara"da-12
Martha Marcy May Marlene (2011)

- Ölüm, hayatın en güzel anıdır.
Toplumsal nefeslerdeki ölülelere iyi bir ötekileştirme.
Farklılığın cezbini erken, korkusunu geç yaşarız. Martha bu yolculuğun nefsine
aldanıp kendini kusuyor: İnsanların var olmaya ihtiyacı vardır. Kendi
varlığının koparılışının ilk adımı.
Kimliğin eşiği aşıldıkça bazıları sadece bırakır kendini.
Unutulduğu yer ile avunur. Kıvranmaz, sancı yapmaz. Varlığının kuruntularını
kimseye sıçratmaz. Kim olduğunu söylemez, izler. Adlarından kaçtığı kadar
adıllarını da terk eder. Herkesten gider, kendi bilincinde kalır. Zihnindeki
kayıplarla aralanır, sessiz cümlelerle çoğalır. Çöküşlerin hepsinde fırtınalar
kopmaz film bunu itina ile hatırlatır.
6 Temmuz 2012 Cuma
"Ara"da-11
Le
Herisson (2009)
- Uzun zamandır farkındayım ki gittiğim yolun sonu bir
akvaryum.
11 yaşında bir kızın kendi vizöründen serzenişi yaratılışa.
Erken çıkmazların çeperinden esniyor öfke:
- Öyle bir dünya ki, bütün yetişkinler, araba camına çarpan
sinekler gibi.
12.yaşında ölümü kutlamaya niyetli, gıyabı burjuva
çarpıklığında kaybolan her çocuğun bilindik ancak hiç duyulmayan sesi.
Yalnızlığın iki resmi: Ebeveyn husumeti ve unutulmuş bir evlat hicvi. Çalakalem
bir düşün pençesi değil bu vaktin izleri, varlığın anlamı doldurulmuş her bir
çizgide, karakterin küçük gözlerinde ve zihninden kamerasına yansıyan her bir
gölgede. Hep bildiğimizi sandığımız kavramların yeni bir özünü döküyor minik
elleri ve yandığımız halde sustuklarımıza sıçrıyor kimi görünür kimi görünmez
kılanların garabeti.
- Beni tanımadı.
- Çünkü seni daha önce hiç görmedi.
İç daralmalarında züppeliğin kanatlarını kırıyor küçük
kahraman. Bilinir ve bilinmezin armonisini çiziyor satır satır kendi
kayboluşunun arayışından. Eskizi bol çıkacak bir karakter olmanın ilerisinde
bir çocuğun evreni resmediliyor insanlık hacmine.
1 Temmuz 2012 Pazar
Döngü-38 İçim Eski
Yeni rengin umudu. Seslerde unutulanların yeni yargı tohumu. Yinelenen ezgiler peşinde sürüneceğimizin aşikarlığında var olduğumuza dair en hissedilebilir tutku: Melodi. Bir kadının kızıllığında esiyor şimdi. Arada bıraktığımız gecelerin yeni örse bela ikilemi. Direnci daralan vaktin kaçışına sıkışan bir ben bir sen muhakemesi. Ateşi bendim o masalın, hani o çok eskilerin derinlerinde gezindiği... Dans et hadi!
Döngü-37 Dönüş Garabeti
Bir ahkam ki önce bana sonra varlığıma kesildi. Bir soluğun çabasından ileri bir ben bir de benim dışımdaki evrenin kendi ucubeleri yürüyüp gitti. Evet buradayım ve hep burada olacağım dönüşümün rengini onların sesleri mi ele verecekti. Bir çoğul hükmünün kelimeleri mahkum ettiği bellidir lakin "fikir" doğduğu zihni bilir pek çok zavallı kendi ekmeğiyle kendi kursağını ellere esir etti. Evet ben geldim. Sanki çığlıkların esnedi.
16 Mart 2012 Cuma
Bazen sayfalar dökeriz-7
Tiger Lillies - Sen sadece bir başka kaybedensin!
gevezehayat
Melodram yolu ile karşıya geçen ötekilerin çok sesliliği onlar. Her bir köşenin kenarından usulca kıvrılanların, kendilerine katlananların tırmanışları var ezgilerinde: Dipleri öpmek için daha genç olanlara nasihat gibi her bir şarkının rengi! Zamanın hırıltılarından kendini bir opera sanatçısı olarak yetiştiren Martyn Jacques kendi kayıplarının söyleyeceği çok şey olduğunu her bir ritmde itina ile hatırlatıyor: Hayatım sadece bir enkaz! Varlığı yırtık bir kocamışın 1994'te başlayan fırtınası günümüze dek otuz albüm getiriyor. Ancak İngiliz sanatçı ve müzisyenlerin çoğu gibi, Tiger Lillies de uluslararası kült statüsü elde ederken, yoksulluk ve belirsizlik içinde yaşıyor.
Bazı eğlenceler tersinden başlar. Gülmek için fazlasıyla karanlık yutmuş olmanız gerekir. Bazı sesler duyulmaktan fazlasını bekler. Tiger Lillies zorluyor bu noktada evet "cehenneme gideceksin" arkası kesik yankıları kollamak boşuna! Dünyanın ticari uykulara çekildiği vakitlerde onların çığlıkları yankılanıyor, evren bir kabare ve onlar durmadan çeviriyor kaderin çarkını gülmek ve ağlmak yalnızca bir melodi arası! Eksik rüyalardan arınmak için iyi bir neden çünkü hiçbir şey gözyaşlarına benzemez!
3 Mart 2012 Cumartesi
Döngü-36 Kelime-i İstifa
October Sky (1999)
Bir kaç ruhun kaçışı kadar,yükselişini de irdelemeye ihtiyaç var. Her rüya görülür ancak her rüya yaşanmaz! Dalgın kozmik rüyaların kendilerine görülme şansı tanınmaz. Hikayede payidar olduğumuz şeyde bu zaten. Bizim hiç şansımız olmadı. Onların vardı ve tepeleme ruhlarla kendilerindeki dışlara açıldılar. Buralara eser mi o rüzgar, içimizde fırtınalar mı var? Biri bizi yüklense de kaçsak demiyor muyuz hep? Bu ülkede iyi düşler neden uyur? Uyanması için hiç şans tanımaz! Replik hükmü zayıf ancak bazen anlatmak için kelimelerden fazlasına ihtiyacımız olduğu ziyadesi ile hatırlatılmış. İçlerine dalanlar ben buradayım, hayır tam burada. Bu tarafa lütfen işte tam karşınızda!

Yangını nerede başlatacağını çok iyi bilen bir yapım. Kaybolmanız için ithamlar peşinizi bırakmak istemez iken sizin kendinizi bulmanız için yapmanız gereken oldukça basittir: Kendize inanmak. Sadece inanmakla olmadığını da netleştiriyor: Size inananların dürütüleri doğrultusunda yardımlarını da ardınıza bırakması. Düğümlerin bir ebeveyn ve toplum ardılları ile çözüleceği yapım sizi Homer Hickam 'a sürükleyecek. Ve elbet yazılacak çok şey var ancak hayatta izlenim edinmek daha münasip algı çırpınışlarımıza.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



